Keane

Yıllar önce ilk dinlediğimde Keane‘in bu şarkısı için “aradan yirmi sene geçtikten sonra da bu şarkıyı aynı keyifle dinleyeceğiz” demiştim çok yakın bir dostuma.  Altı sene geçti bile ve benim bu şarkıdan aldığım keyif hiç değişmedi.

http://fizy.com/s/102yie

Var

New Jersey - Seaside Heights

Çok şeyler yapasım var… Hiç boş oturmadan sevdiğim işte uzun yıllar çalışasım var. Gerçekleşmesi hiç mümkün olmayacak fikirlerim var. Aynı şekilde gerçekleşmesi olası, gerçekleşse güzel olacak fikirlerim de var. Televizyon üzerine projelerim var. Yapmak istediğim web siteleri var. Dinlemek istediğim konserler, izlemek istediğim filmler, okumak istediğim kitaplar var. Görmek istediğim ülkeler, şehirler var. Trenin yataklı kompartmanında yolculuk yapasım var. Saatlerce denize giresim var. Gün batımında sahilde “Forever Young” dinleyesim var. Tekrar düzenli spor yapasım var. Boğaz boyunca bisiklete binesim var. Emirgan’da kahvaltı yapasım var. Uzun yıllardır görmediğim arkadaşlarımla sohbet edesim var. İspanyolca’yı iyice öğrenesim var. Yaşlandığımda bir süreliğine de olsa İtalya’da bir dağ köyünde yaşayasım var. Sınırlarda sevesim var.

İnşallah yaparım.

Anlatacağım bu fantastik rüyayı oldukça uzun bir zaman önce görmüştüm ama twitter’da Sibel Alaş‘tan gelen istek üzerine bloga yazıyorum. Kendisine sevgiler. :)

Böyle Rüya Gördünüz mü? #02

Kadıköy’deki boğa heykelinin orada (ama sanki heykel Ankara’da) bir yerde gibiyim. Heykele bakan tam köşedeki bir giyim mağazasının hemen önünde bekliyorum. Peki neyi bekliyorum? Rafet el Roman’ı. Evet, bildiğiniz şarkıcı Rafet El Roman’ı. Neden? Çünkü ona Ülker’in yeni fabrikasının açılış konserinde giymesi için siyah kadife bir ceket bakacağız. O ceket de önünde durduğum mağazanın vitrininde duruyor. Eğer Rafet’e uygun beden bulursak ceketi alıp oradan fabrika açılışına gideceğiz. Ancak bekliyorum bekliyorum Rafet gelmiyor. Derken ortalık bir anda karışıyor. Birileri kaldırımdaki insanları sağa sola itiyor. Az geriden ellerinde siyah deri çantalarla takım elbiseler içinde bir grup adam geliyor. Önümden geçerlerken anlıyorum ki bu adamlar Macar milletvekilleri. Heykelin oradan aşağı doğru yürümeye başlıyorlar ve az ötedeki otobüs durağına gidiyorlar. Ben de peşlerinden koşuyorum. İlk gelen ikarus model otobüse beraberce biniyoruz ve oradan meçhule doğru yol alıyoruz…

Bundan böyle gördüğüm fantastik rüyaları (ki sıklıkla görüyorum) paylaşacağım buradan. Az önce gördüm aşağıdaki rüyayı. Taze taze yazayım dedim, buyurun.

Böyle Rüya Gördünüz mü? #01

Asansördeyim. İçinde bulunduğum binada elektrikler yok. Asansörün düğmeleri de çalışmıyor haliyle. Asansör kontrolsüz bir şekilde kat kat düşüyor. Fakat bir hızlanıp bir yavaşlayarak düştüğü için tehlikesizce 8-10 kat aşağı iniyorum. Bodrum kattayım. Burada roller coasterların ilk yokuşu çıkmasını sağlayana benzer bir mekanizma var. Kendimi bir şekilde ona takıyorum. Beni yavaş yavaş yukarı çıkarıyor ama tam hızlanmaya başlayacağım yere varacakken geri düşüyorum. Bu kez biraz daha geriliyorum ve koşarak kendimi bırakıyorum. İlk seferde aşamadığım noktayı oldukça hızlı bir şekilde geçiyorum ve tur başlıyor. Bir roller coaster gibi inişler çıkışlar burgular yapıyorum süratle derken yer altından çkıyorum. Daha da süratleniyorum, burguların ve taklaların sayısı, büyüklüğü artıyor ve derken roller coaster rayları bitiyor. Bir anda boşlukta süzülmeye, havada parendeler, saltolar atmaya başlıyorum. Ve yaklaşık 50-60 metre yükseklikten bu hareketleri yaparak devasa bir spor kopmleksinde birilerinin maç yaptığı tenis kortundaki ağın üzerine iniyorum. Sanki hiçbir şey olmamış gibi ağdan aşağı atlıyorum ve havlumu omuzuma atıp kortun kenarından yürümeye başlıyorum. Oradan çıkarken bir aynada kendimi görüyorum, altımda yüzücülerin giydiği bileğe kadar olan mayolardan, üstümde ise sporcuların giydiği uzun kollu streç şeylerden var.

Inglorious Basterds

Uzun zamadır beklediğim bu filmi (vay anasını ya, Ertuğrul‘la çalışırken filmin ilk fragmanı NTV’de izlediğimiz gün geldi aklıma, neyse) ilk gün izleyenlerden oldum. Çok da memnunun bundan ötürü. Kimseden filmle ilgili olumlu veya olumsuz bir şey duymadan film izlemek benim için önemli çünkü. Bilmiyorum belki de eski filmlerine haksızlık ediyorum ama bu film izlediğim en iyi Tarantino filmi olabilir. Beni bu kadar içine alan başka filmi olmamıştı çünkü kendisinin. Neredeyse kusursuz bir senaryo ve muhteşem oyuncularla (Christoph Waltz aşmış, canlandırdığı karakterin (Albay Hans) kısa sürede bir sinema ikonu olacağını rahatlıkla söyleyebilirim) çok iyi bir film çıkarmış Tarantino. Filmdeki birçok sahnede yaşadığım gergin bekleyiş filmle ilgili olarak benim en çok beğendiğim ve en çok aklımda kalan şey oldu (bkz: chapter 1, bodrum tavernası sahnesi vs.). Helal olsun Tarantino, yürü be!